Göcek Mavi Tur
Mavi Tur denince ne gelir aklımıza?
Uçsuz bucaksız denizler, yeşilin maviyle buluştuğu sanki hayalci bir çocuğun veya aşık bir ressamın elinden dökülmüş bir tabloya benzeyen koylar... Peki yayaşananlar, yalnızca fotoğrafı midir bizi alıp götüren bu hakikatin? Yoksa daha fazla şey mi sezdiğimiz mavi tur denince? Hafifleme hissi,aşık olmanın tatlılığı, sıcak ve serin, tehlikesiz ve hür sezmenin getirdiği ayyaşlık, hepimiz bunlar için çıkıyoruz mavi turlara,atıyoruz kendimiz mavinin yeşilin kucağına. Saçımıza derimize karışsın istiyoruz deniz kokusu, rüzgarın uğultusu ve daha anlatılamayan bir çok duygu için mavi tur denince şöyle bir dönüp bakıyoruz Tüm bitkinlikler akacak gidecek omuzlarımızdan. Kendimizi unutmak aynı anda bulmak olacak mavi turun anlamı tüm o renklerin içinde, denizin kucağında,kiralık teknenin beşik gibi sallanan kamaralarında, yumuşacık yataklarında, sıcacık yemeklerinde bir macera olacak kentin kalabalığından kurtulmak isteyenler için Kiralık teknenin mürettebatı karşılıyor sonra bizi. Ben şimdiden unuttum koca kentin kalabalığını,bitkinliğini. Mavi tur aldı götürdü şimdiden...Başlıyoruz yavaştan yelken almaya. Öğrenmiyoruz tabi neler çıkacak karşımıza. Hayal eforunuz yüksekse suratınızı dönersiniz batan güneşe ve iki dakikalığına yaratırsınız efsanelerinizi suratınıza çarpan rüzgar eşliğinde Aşık mı oldunuz, denizkızlarıyla mı oynadınız ya da korsanlarla mı savaştınız öğrenemiyorum ama çoktan gittiniz işte o sihirli dünyadan hiç geri dönmek istemeyecekmişçesine mavi yolculuğun hoşluklarına kapıldınız bile...Şimdiden yıldızlar da göz kırpmaya başladılar, ay ışığıyla sabahdoğacak güneşe alan okuyor sanki. Yemeklerimizi yedik, rüzgarhafften soğudu, tüylerim diken diken oluyor ama güzel, hoş bir kavrama hissiyle gülüyorum sadece.Mavi turun sabahı da bir değişiktir kentin sabahlarından. Yeniden kiralık teknenin mürettebatının tatlı telaşına tanıklık ederek uyanıyoruz. Görünce anlarsınız zati suratlarında bir tebessümme sanki sırf biz o kahvaltı sofrasını görünce mutluluktan ağlayalım diye yapıyorlar bunları.
Domatesin biberin kokusu kentte yok tabi. Sofranızda gezen hafif tatlı deniz kokusundan bahsetmiyorum dahi. Hoşça ediyoruz kahvaltımızı ama çok da mübalağa etmiyoruz. E neticede mavi sularda boğacağız kendimizi değil mi?Güneş yavaştan ısıtmış buraları, sıçrıyoruz cumburlop masmavi sulara,bir soğuk çarpıyor tabi, kendimize geldikten sonra açılmak istiyoruz daha da sanki çağırıyor bizi deniz. Ama esrarengizdir ki ben yalnızca yüzmek de değil içmek de istiyorum suyunu, o kadar pak kokuyor,gözükyor ki donakalıyorum her seferinde. Yeşiller mavilerle buluşuyor her şey dansediyor sanki çevremde. Yalnızca Bodrum’un hoşluklarıyla kalmıyor tabi, Fethiye, Marmaris,Gökova hepsi alıyor götürüyor mavi turda. Anılar da var, hoş insanlarla karşılaşıyoruz aralıksız, sanki onlar bu pak hoş yerlerde kendilerini benzetmişler, vicdanlarını bu güzeliklere hep tebessümüyorlar, destek ediyorlar ağırlıyorlar bizi bu kıyılarda Yalnızca insanları değil tarihi de büyülüyor her değdiğinizde. İnanası gelmiyor insanın bukadar yaşanmışlık, tüm bu yıkıntılar, yıkık kentlerin üzerine düşmüş dağlar.Okudukça daha çok sürüklüyor kendine tüm o antik şehirler.Tiyatroları, kütüphaneleri, asırlar evvel insanların dolaştığı, geçtiği alışveriş yaptığı ve savaştığı yerler mi buralar? Mavi turun öbür bir büyüleyici tarafı da bu işte, bu koyların bu tarihi kıymetlere nasıl sahip çıktığı, onları nasıl gözetip gözlediği hakikati fantastik geliyor. Kiralık teknemize her gün tatlı bitkinliklerle dönüyoruzKarnımızı yeniden deniz kokulu sofralarda doyuruyoruz. Denizin ve güneşin açtığı iştahın üzerine bir de aydan,yıldızlardan bir tatlı yemeden olmuyor, yudumluyorum gök yüzünüve vazgeçiyorum kendimi. Zeki Müren’in şarkıları eşlik ediyor anason kokusuna, o da buradaydı öğreniyoruz: bir başka Bodrum aşığı,Bodrum’dan esin almış, Bodrum’a esin vermişti. Suratımızda acısıyla tatlısıyla bir tebessümme, vicdanlarımıza veriyoruz o zaman kulağımızı, belki de uzun zamandan beri ilk defa herkes kendi sesini dinleyebiliyor, değebiliyor kalbine zira yalnızca tabiat ana bakıyor size, onun verdiği güven bambaşka, sıcak ve natürel. Bu duygulardan ayyaş oluyorum tabi, yeniden anne kucağı gibi yumuşakça sallanan teknenin bağrında uyuyorum.Son günler üzüntüyü çöküyor değil mi azıcık şimdi? Kentin hengamesi şimdiden kulaklarımda ama dayanıyor mavi tur, deniz hışırtısı rüzgarın uğultusu hala savaşıyor kentin acımasızlığıyla ve diyor ki yenidenbgeleceksin buraya, bekleyeceğini öğreniyorsunuz zati ya. O hep orda,bu hoşluklar, bu tabiat, bu yeşil, bu mavi, o kiralık tekneniz, konutunuz,anneniz, babanız, kardeşiniz bunlar hep, sevgiliniz hatta ... Davetkar bir hoşçakal seromonisiyle uğurluyor bizi tayfamız.Ellerinize yüreğinize sağlık yine muhteşem bir tatil oldu